Bize Ulaşın:
+46 33-23 79 00
Satış ekibimiz, siparişiniz ve teknik destek konusunda size yardımcı olur. Mesai saatleri: 07:00 – 16:00

İşitme kaybı

Modern toplum, kulağın en sık ve kolay yaralanan duyu organı olduğu bir ortam yarattı. Kulak, günümüz endüstri toplumunda üretilen sesler ve gürültülere maruz kalmak veya müsamaha göstermek için tasarlanmadı. Yüksek sesle tekrarlayan gürültü, kulağa ciddi zarar verebilir.

Nasıl gürültü bizi etkiliyor

 

İnsanlar beş duyuya sahiptir: görme, işitme, tatma, koklama ve dokunma. Birinci sıradaki duyu görmedir. Okulda veya işte performans sergileyebilmemiz açısından, bizim için önemlidir.

İşitme genellikle daha sonraki en önemli duyu olarak kabul edilir. Birbirimizle iletişim kurmak için konuşma ve işitme yetilerimizi kullanırız. İşitme en hassas ve en önemli uyarı mekanizmamızdır. Her yönden izlenimleri alır ve biz uyanıkken de uyuyorken de dürtüleri açıktır.

İşitme hasarı bireyleri çevrelerinden kısmen veya tamamen soyutlayabilir. Bu tür işitme hasarları onarılamaz. Geçmişte, gürültülü bir motor, güç, kuvvet ve refah sembolü olarak kabul edildi. İnsanlar gürültüye alıştılar; bunu kabul ettiler çünkü gürültülü makine, gelir ve geçim anlamına geliyordu. Gürültüye maruz kalmanın işin bir parçası olarak kabul edilmesi, insanların sağır ya da neredeyse sağır denecek ölçüde işitme kaybı yaşamasına yol açıyordu. Bugün bu açıklamayı kabul etmek zorunda değiliz. Bizler hem günlük yaşamda hem de iş yerlerinde gürültüyü azaltabilir veya yok edebiliriz. Gürültü seviyelerini düşürecek bir şeyler yapmak istemek için, insanların sadece tehlike ve olasılıkların farkına varmaları gereklidir. Birçok uzman ve araştırmacı, gürültünün bizim en büyük çevre problemlerimizden biri olduğu görüşünü paylaşmaktadır.

Genellikle gürültü ile ilgili etkilerin üç bölüme ayrıldığı düşünülür:

 

Psikolojik

Sürekli tekrarlayan gürültü, sinirlilik içeren psikolojik etkilere neden olur. Gevşeme ve uyku ile bağlantılı olan bu tür bozukluklar için gürültü seviyesinin yüksek tonda olması gerekmez. Damlayan bir musluk veya trafiğin boğuk gümbürtüsü bile bunun için yeterlidir. İşyerindeki rahatsız edici gürültü, iş kapasitesini ve performansı düşürür. Genel anlamda, kendine özgü tiz tonlardan kaynaklanan ses gücü ve gürültüde, sinirlilik hali özellikle artar.

Maskeleme

Gürültüyü maskelemek, kulağın, örneğin iletişim ve uyarı sinyalleri gibi diğer sesleri algılamasını engellemek demektir. Gürültü maskeleme nedeniyle işyerinde kaza riski artabilir.

Fiziksel

Fiziksel olarak gürültü, silah patlaması gibi çok yoğun bir gürültüye karşılık aniden veya endüstriyel gürültüye sürekli olarak maruz kalma yoluyla yavaş yavaş, iç kulağa zarar vererek bizi etkiler. Gürültünün fiziksel nitelikteki diğer etkileri yüksek kan basıncı, solunum yetmezliği ve mide asidi üretiminde bozukluk olabilir. Dolaşım, uyku ve sindirim sorunları yaşanabilir, baş ağrısına, mide bulantısına, gergin kaslara ve konsantrasyonu bozabilecek zihinsel ve fiziksel yorgunluğa yol açabilir.

Kulak yüksek sesle gerildiğinde, iç kulaktaki sese duyarlı işitme kılları zarar görebilir. Ses seviyesi yükseldikçe, yaralanma oluşması için gereken süre kısalır.

Bireyler yüksek seslere maruz kaldığında, kulaklarının tıkandığı hissine kapılırlar, işitme kötüleşir ve uğultu veya kulaklarda çınlama duyulabilir. Genelde, geçici hasar oluştuktan kısa bir süre sonra kulak iyileşir, ancak bu kulağın tolere edebildiğinden daha fazla gürültüye maruz kaldığını gösterir. Bu açık bir uyarıdır ve önemle dikkate alınmalıdır.

Kulak tekrar yüksek sese maruz kalırsa, iyileşmesi artık mümkün olmayabilir. Kulakta geri dönülemez kalıcı işitme hasarı oluşur. Kulakta kalıcı olacak yüksek bir çınlama ve uğultu riski de vardır. Yüksek sesli gürültüye maruz kalma, öncelikle kulağın yüksek frekanslarda tiz sesleri duyma yeteneğini etkiler.

Özellikle birkaç kişinin aynı anda konuştuğu geniş bir grupta ya da arka planda gürültü varsa, konuşmaları anlamada sık sık zorluklara yol açacak orta dereceli işitme kayıpları meydana gelebilir. Giderek kötüleşen duruma alıştıkları için, birçok durumda insanlar yaklaşan işitme hasarlarını geç kalınan bir evreye kadar fark etmezler. Beyin, diğerleri konuşurken duyuları kullanarak -örneğin dudak okuyarak- bir dereceye kadar işitme kaybını telafi eder. Ama bu tepki de, işitmede geç algılamaya neden olur.

Çoğu durumda işitme kaybı, sadece bir işitme cihazı vasıtasıyla telafisi mümkün olabilecek kalıcı bir yaralanma olabilir.

Kulak çınlaması

 

Kulak çınlaması çevrede gürültü yokken bile sesin algılanması olarak tanımlanır. Bu, uğultu, çınlama ve kafadaki monoton sesler gibi hissedilebilir. Kulak çınlaması genellikle gürültü hasarının bir bileşenidir, ama aynı zamanda başka bir nedenle olan işitme kaybı ile bağlantılı olarak da meydana gelebilir. Kulak çınlaması herhangi bir ölçülebilir işitme kaybı olmadan da meydana gelebilir. Bir sorun olarak kulak çınlamasından söz ederken, bireyi rahatsız edecek düzeydeki kalıcı kulak çınlamaları belirtilir. Kulak çınlaması, nüfusun yaklaşık %10-15’i arasında değişen derecelerde görülür. Şiddetli kulak çınlaması yaklaşık %3-5’i etkiler.

Kulak çınlamasının kesin nedeni bilinmemektedir. Bir teoriye göre işitme kıllarının beyne yanlış sinyaller göndermesi ile oluşan bir hatadır. Beyin bu sinyalleri ses olarak algılar. Aslında, iletişim kılları, gürültü ile şoka uğrar ve etrafta ses olmadığında bile sinyalleri iletecekleri bir pozisyonda kendilerini kilitlerler.

Çoğu durumda kulak çınlaması geçici bir sorundur, ama bazı insanlar için kronik ağrıya benzer, kalıcı olabilir ve yardım talebinde bulunulmalıdır. Buna ek olarak stres, yorgunluk ve depresyon kulak çınlamasını daha kötü yapabilir. Kulak çınlaması ilaçlar veya cerrahi tedaviye yanıt vermez, ancak rahatlama ve destek sağlayan tedaviler bulunmaktadır.

Hiperakuzi

Oluşabilecek işitme kayıplarının bir diğer şekli, rahatsız edici yüksek ses gibi algılanan orta düzeyli seslere olan aşırı duyarlılıktır. Her zaman olmasa da, genelde kulak çınlamasına bağlı olarak gelişir.

Ses distorsiyonu

 

Yaralanmanın bir başka formu da, seslerin bozulmasıdır (distorse). Sesler açıkça duyulabilirken bile, kulaktaki hasar yüzünden düşük kalite ile algılanır. Diplakuzi, ya da çift işitme, ses bozulma şekillerinden biridir. Bu bozulma, çok uyumsuz olabilecek kombinasyonlardaki iki tonu tek bir saf ton gibi algılamak veya aynı tonu sol kulağın sağ kulaktan farklı bir şekilde algılayabilmesidir. Bu durum müzik dinlerken oldukça can sıkıcı olabilir.

İnsanların gürültüye alışacağı düşüncesi doğru değildir. Gürültüye karşı olumlu davranış, fiziksel reaksiyonların bazılarını azaltsa da, işitme organı üzerindeki olumsuz etkileri kaçınılmazdır; gürültü, bazı iletişim hücrelerinde yorgunluk ve felce neden olmaktadır. İnsanların gürültüye alışması, gürültünün en yoğun olduğu noktadaki frekanslara karşı bir işitme kaybı yaşamaları anlamına gelir. Gürültünün belirli bir türüne alışmış insanlar, sadece o gürültünün dahil olduğu frekanslara duyarsız hale gelebilirler.

Daha önce belirttiğimiz gibi, bir ses basıncı dalgası kulak zarı ve iç kulak salyangozunu etkilediğinde ses oluşur. Salyangozun zarı titreşir ve basınç dalgasına karşı gelen frekans, bükülmüş haldeki işitme kıllarını etkiler. İşitme kılları zamanla çok tahriş olursa, metabolizma bozulur ve duyusal hücreler geçici olarak işlevsiz hale gelir. Bireyin işitmesi güçleşir. Hücreler, çok güçlü ya da uzun süreli bir gerilim sonrasında huzur ve sessizlik içinde iyileşmelerine  izin verildiği takdirde iyileşebilir ve tekrar fonksiyonel hale gelebilirler. Gerilim her gün tekrarlanırsa, işitme kılları normalleşemez. Hücrenin kan tedariği ve metabolizması, artık bir işlev gerçekleştiremeyecek şekilde değişir.

İşitme kaybının en kötü yanı sinsi olmasıdır. Konuşma aralığının üzerindeki yüksek frekanslar ilk olarak etkilenir. Birey artık cıvıl cıvıl kuş seslerini ve ağustos böceklerinin ötüşlerini duyamaz. Sonunda konuşma aralığı da etkilenir.

Konuşma aralığında, ilk olarak ünlüler tarafından takip edilen ünsüzler yok olur. Etkisi şaşırtıcı derecede hızlı ve yıkıcı olabilir. Gürültü hasarı genellikle belirli bir frekans aralığındaki saf ton veya kompleks tonların oluşturduğu, bip sesi veya uğultu olarak algılanan sinir uyarılarının üretimi ile sonuçlanır; diğer bir deyişle birey herhangi bir uyarı olmaksızın işitsel duyumlar alır. Bu olay, fiili işitme kaybının yanında, ekstrem düzeyde zihinsel gerginliğe de yol açabilir. Gürültüye adapte olmak da mümkündür, ancak bu adaptasyon için eninde sonunda bir bedel ödenecektir.

işitme kaybı asla düzeltilemez.

Ses ve gürültü seviyeleri, yasalar ve yönetmelikler

Daha fazla okuyun